Mükemmel olmak dışarıdan güzel görünse de çok yorucudur aslında. Her zaman aynı kaliteyi tutturmaya çalışmak, insanların sürekli yükselen beklentilerini karşılamaya çalışmak.. Bir süre sonra kendi iç huzurunuzu unutmuş, dışarıya nasıl daha mükemmel görünebileceğinize odaklanmış bulabilirsiniz kendinizi..
Peki sıradan olmak? Bence sürekli sıradan kalabilmek büyük başarı. Sıradanlığın içine gizlenmiş doğallık, yalınlık.. Bunların değerini bilen çok yoktur.
Benim hayatımın 35 senesi de böyle geçti işte. Mükemmellikle sıradanlık arasında koşturup duruyorum. Sandalye kapmaca gibi, müzik bittiğinde hangisine oturursam beni öyle bileceksiniz.
Okul hayatım hep iyi bir öğrenci olmakla geçti. Notlar iyi, davranışlar iyi, beklentiler çook.. Hedef iyi bir üniversite, iyi bir meslek, başarılı bir iş hayatı. Benim hedefim de bu muydu bilmiyorum, ailemin, öğretmenlerimin, yakın çevremin kesinlikle buydu. Bu beklentiyi karşılayamama ihtimali tabii ki üzüyordu beni. 98 yılında büyük sınava girdim, kazandım bir bölüm. Sonra ne oldu peki biliyor musunuz?
Üniversiteye girenlerin çoğu öyle ya da böyle mezun olurken, ben olamadım. Sebeplerim farklıydı, çoğu kişi anlamlı bulmadı ama benim için yeterince anlamlıydı. İşte o yüzden bıraktım. Tabii beklentisi olanlarda ufaktan bir şok etkisi oldu.
Başarılı, iyi bir meslek sahibi olması gereken kişi evlenmiş ev hanımı olmuş, oturmuş evde çocuk bakıyordu. Ne kadar sıradan, değil mi? O kişi evinde çocuklarıyla mutlu muydu? Evet. Peki çevresi onu mutlu götürüyor muydu? Bie kısmı evet, bir kusmı hayır. Acıyan bile vardı. 'Okulunu bitirseydi bugün bu halde olmazdı' diyenler vardı.
Ben kendi iç huzurumu takip ediyorum, o beni nereye götürürse oradayım. Yarın bir bakmışsınız bir üniversitenin kapısını aşındırıyorum, belli mi olur..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder